© 2018 Deniz Green

Ara
  • Deniz Green

Sınırları Belirlemek


Hiç işyerinde, aile ya da arkadaş ilişkilerinizde sınırlarınızı tayin edemediğinizi düşündüğünüz olur mu? Ya da iş ve özel hayatınız arasındaki dengede? Bu sınırları tayin ederken, ya da önceden belirlediğiniz sınırların ihlal edilmesine izin verirken nelerin etkili olduğunu hiç düşündünüz mü?


Görsel: Chiron Integrative Health

Sevilmeme korkusu

İşten çıkarılma korkusu

Toplumsal beklentiler

Dışlanma korkusu


1996’dan bu yana İngiltere’de yaşıyorum. Türk toplumu ile İngiliz toplumu arasındaki en büyük farklılıklardan birinin #sınır tayin etmekle ve uygulamakla ilgili olduğunu gördüm. Örneğin çocuk yetiştirmede ve disiplin etmede, Türk ebeveynlerin genel anlamda istikrarsız olduklarını ve sınır belirlemede zorlandıklarını gözlemledim. Türk hastalarımla ve arkadaşlarımla konuştuğumda, aile ve arkadaşlık ilişkilerinde, karşılarındaki kişinin bireysel yaşamı, fikirleri ve hatta özel yaşantısı ile ilgili olan sınırlarda da sıkıntılar yaşandığını görüyorum.


Bu, aslında sosyal sorunlara sebep olmanın çok ötesine taşan bir sorun. Sınırların belirlenememesi ya da aşılması, #hastalık ile sonuçlanabiliyor. Biriktirilmiş #öfke, ifade edilemeyen hoşnutsuzluk ya da tedirginlik, pek çok hastamın ortak şikayeti. Semptomlar ise geniş bir yelpazede kendini gösterebiliyor: Uyku sorunlarından #tiroid bozukluklarına, #sindirim sorunlarına, #beslenme bozukluklarına kadar ne ararsanız var.


Kendinizi sürekli #stresli, #yorgun, başkaları tarafından kullanılmış, öfkeli, enerjisi çekilmiş gibi hissediyor musunuz? Bunlardan birine bile evet dediyseniz, sınırlarınızla ilgili bir sorununuz olabilir. Bu sorun, “Hayır” diyememeniz ile ilgili olabileceği gibi, ihtiyaç duyduğunuz şeyleri talep etmekte zorlanmanızdan da kaynaklanıyor olabilir. Başkalarını memnun etmek uğruna kendi ihtiyaçlarını gözardı eden bir insan olduğunuzu düşünüyorsanız, bu tutumunuzu değiştirmek için geç kalmış sayılmazsınız. “Hayır” demek, sert bir reddediş olmak zorunda değil. Örneğin size ihtiyacı olan bir arkadaşınıza yardım eli uzatırken “Salı günü müsait değilim, ama Perşembe öğlen 12 ile 1 arası bir araya gelebiliriz” diyebilirsiniz. Bu şekilde arkadaşınıza yardım ederken kendi sınırlarınızı da belirlemiş ve hayatınızı kendi kontrolünüze almış olursunuz. Her talebe otomatik olarak “Evet” diyor, ama bu alışkanlıktan uzaklaşmak istiyorsanız, hemen cevap vermeden, “Ben bunu bir düşünüp size geri döneyim” diyebilirsiniz. Bu, size hem konuyu, hem de konu içindeki konumunuzu düşünmeniz için fırsat verecektir.


Geçen yıl aramızdan ayrılan Louise Hay’e göre bütün hastalıkların duygusal nedenleri var. Örneğin tiroid sorunları yaşıyorsanız, bu yaratıcılığınızın ve kendinizi ifade etme ihtiyacınızın örselendiği ve boğaz çevrenizde sorun yaşamaya başladığınız anlamına geliyor. Aynı mantıktan hareketle, meme kist ve kanserlerinin, başkalarını besler, ihtiyaçlarına koşarken, kendinizi beslemediğinizden kaynaklandığını söyler. Elbette bu tür teorileri açık bir algıyla dinlemekte fayda var, çünkü hastalıklar, çoğumuzun zannettiğinden daha karmaşık sebeplere dayanırlar. Yine de Hay’in söylediklerine kulak vermek, ve kendi davranışlarımızı bu ışıkta gözden geçirmek gerekir diye düşünüyorum. Bu şekilde hem kendimizi daha iyi tanırız, hem de sınırlarımızı ve önceliklerimizi gözen geçiririz.


Burada öncelikli olarak hatırlanması gereken, kişisel sınırlarınızı ve ihtiyaçlarınızı belirlemenin bencillik olmadığını anlamak ve kabul etmek. Unutmayın ki, dünya sizinle başlar ve mutlu ve sağlıklı olmazsanız tam anlamıyla ne iyi bir ebeveyn, ne iyi bir eş, arkadaş, çalışan ya da evlat olabilirsiniz. Bu yazıda bahsettiklerimde biraz da olsa kendinizi gördüyseniz lütfen biraz yavaşlayın, kendinizi daha fazla anlamaya, sevmeye ve saygı duymaya koyulun. Bu yazımı, Ömer Hayyam'a ait çok sevdiğim dizelerle bitiriyorum. Sevgiyle kalın.


"Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok. Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok. Sabahlar, akşamlar, sevinçler tasalar yok. Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok."



0 görüntüleme