OCAK 08 '

Türkçe'ye Uçurtma Avcıları olarak çevrilen bu film bu senenin en güzel ilk 3 filminden biri olmaya aday bence. Dostluk, sadakat ve onur kavramları öylesine insanın içini acıtan bir şekilde işlenmiş ki yıllarca etkisinden kurtulamayacaksınız...

Film Kabil'de monarşinin son yıllarında geçiyor. Kabil'de birlikte büyüyen ama dünyaları arasında uçurumlar olan iki çocuğun, Amir ve Hasan'ın arkadaşlık, ihanet, sadakat ve vicdan azabına ilişkin öyküsü bu...

Amir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkârının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur. Kitap okumayı ve hikayeler yazmayı seven Amir, Hasan kadar cesur olamamanın, babasını bu anlamda memnun edememenin ezikliğini yaşar. Hasan öte yandan sonsuz özverisi, bir çocuktan beklenmeyecek sadık ve yürekli kişiliğiyle seyircinin gönlünü fetheder. Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır. Sovyetler işgali sırasında Amir ve babası ülkeyi terk edip California'ya giderler. Yeni bir ülkede yeni bir başlangıç yapan Amir herşeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan'ın hatırasından kopamaz. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri, fedakârlıkları ve yalanlarını zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişi ile paralel bir şekilde anlatan olağanüstü bir dostluk öyküsü Uçurtma Avcıları. Sadakatin sınırı nerededir, bir insan bir diğerini ne kadar sevebilir, yalanlar ve ihanetler insanı hayatının hangi noktasına dek takip edebilir? İzlerken içiniz burkulacak. Benimki burkuldu en azından...